Wednesday, November 16, 2005

Socceroos in the World Cup

Last night my phone rang when I was about to sleep on the couch watching TV. It was my dad calling from Turkey , he sounded very excited and happy..
- Tugba, what are you doing?
- I am at home, about to fall asleep..
- What?!? what are you doing? Why aren't you watching the game of Australia with Uruguay for the World Cup ? What kind of Turkish are you ? Start watching.. Right now..
He just called to tell Aussies had their first goal and told me to watch the game. After the phone call, Sergey, Mei and I started to watch the game on SBS..
The first 90 minutes ended with only one goal from Aussies, and as Uruguay won the first match in Montevideo, the score ended up being 1-1 . The game extended for 30 mins extra time and as there were no goals dur, they need to do penalty shoot outs. Aussies saved 2 penalties and scored 4 which took them to the World Cup finals after a decades-long wait.


It was a victory for Australia after 32 years.. As Turkey wont be able to play in World Cup next year, I found another team to support.. Go Aussies go !! :)

Tuesday, November 15, 2005

Hayatimizdan bi gun daha gectiii gittii..

Bugun de tango dersim var, ama hiiic bi yere gidesim yok. Hava da kotu zaten.. Nankorluk yapmayayim ama Sydney'in sevmedigim bir seyi varsa su hava muhalefetinin bu kadar siklikla degisiyor olmasi.. Mesela dun giymisim pufur pufur etegimi, altima parmak arasi (Turkiyede kil oldugum) terliklerimi gecirmisim, rahat rahat geziniyorum hava 20 derecenin ustunde falan diye.. Sonra birden bulutlar coktu, derken bulutlar cokunce alcak basinctan dolayi iyice bunaldi bi hava (meteoroloji bilgimi de kullanayim) , sonra birden gokgurultusu yagmur, bi de aksam olunca deli gibi ruzgar.. Gece tabii tangonun ardindan arkadasta kalinca bu sabah buz gibi havada eteklerle terliklerle geldik sehrin obur ucundan ofise bi tarafimiz dona dona afedersiniz..

Ondan herhalde usutmusum diyorum; pek bi kirgin hissediyorum. Tabii bi de dun geceki moral bozuklugu, uykusuzluk, 4 kadeh sarap da eklenince insanin cani hic bisicikler yapmak istemiyor..

Ofiste de pek birsey yapasim gelmedi zaten, telefonlarimi actim bakanliklara falan bi tane milletvekilinden randevu aldim 28 kasima, maillerimi cevapladim; sonra ver elini eksi sozluk, komikaze, yonja, ntvmsnbc bi surru gerekli gereksiz siteler. Tabii ogleden sonra olunca gurkanla gunluk chatimiz, gozunu sevdigiminin msni sagolsun.. ve gunun bombasi askim paul drake ile yarim saat telefonda muabbet..

2002 mayisindan bu yana.. michigan - istanbul'du simdi los angeles-sydney oldu ama hala kopmadik.. Allah biliyor ya cidden bu cocugu cok seviyorum, yeri bambaska benim icin..

Neyse ya simdi eve gidecegim, muhtemelen monty phyton'in filmlerinden birini izlerim. Gecen bi tane izledim , hiic bisicikler anlamadim ayiptir soylemesi.. Ingilizce altyazi olmayinca bon bon bakiyorum ekrana :)

Yemegim bitti , onun icin bu aksam yemek pisiririm herhalde. Bi de maas gunum oldugu icin heralde soyle guzel bi yemek yaparim. Mesela sehriyeli pilav bi de tavuk, yanina da cacik.. Tabii onceden bi corba en hazirindan :) ..

iste boyle.. 16 kasim 2005 gunumuz de bu sekilde sona ermis bulunmakta.. Bugun dinledigim ve cok sevdigim bi sezen aksu sarkisinin sozlerini yazayim :

Anladım sonu yok yalnızlığın
Hergün çoğalacak
Her zaman böyle miydi bilmiyorum
Sanki dokunulmazdı çocukken ağlamak
Alışır her insan, alışır zamanla kırılıp incinmeye
Çünkü olağan yıkılıp yıkılıp yeniden ayağa kalkmak...
....
Sarkiyi yazmamin ozel bi sebebi yok, boyle damar sarkilari dinlemeyi seven melankolik hatunlardan da degilim.. Ama sarki guzel naparsin.. Bi de sana bisiyleri hatirlatiyorsa daha da guzel..

I love the eye of the technology..

Simdi efendim buraya gelmeden once, yanima hangi sarkiyi alsam, hepsini ceksem mi CDlere , "bak sezenin su sarkisini alayim bohem oldugum zaman dinlerim" yok "tarkanin su sarkisini da indireyim de milleti dans ettiririm kongrelerde iyi olur" falan diye bi telas icindeydim.. Nitekim, cekebildigimiz kadar sarkiyi cektik son bi iki haftada, yuklendik CDlerimizi de; geldik buralara..

Buraya geldikten sonra bir de ne gorelim, zekasina kurban oldugum Turk insanlari www.onlinemuzik.be diye bi websitesi yapmislar, istedigin sarkiyi aninda dinleyebiliyorsun, hem de 2000 kusur sarki falan arasindan.. Ben de simdi ister sezen aksu'nun "sen aglama"sini dinleyip tarik tarcanli hulya avsarli 80li yillar filmlerini hatirliyorum, ister tarkan'in "don bebegim"ini dinleyip ortaokul asklarimi yad ediyorum, ister zeki muren sarkilarini calip kendime gore bi nevizade fasil ortami yaratiyorum dunyanin obur ucundaki ofisimde .. Kizsam da bazen, gozunu seveyim diyorum su teknoloji denen meretin..

Are you sifting through postcards of Australia or walking on the Sydney Harbour Bridge?

It is the new motto for MC Team 06-07 Selection...We have already released the MCP application and the application for the team will be open this Monday. I can't believe we already started to talk about the selection of the new guys! Allah allah, time is passing soo quickly ...
Considering it is one of the best experiences I had in AIESEC and in my life so far , I strongly advise everyone to run for the Aussie MC.. As we say in the booklet, it gives the opportunity to " discover yourself by living in one of the best cities in the world & working in one of the greatest AIESEC countries & getting to know the coolest people, Aussies"


Being the responsible for the int'l candidates selection process, so far I have received e-mails from all over the world including Brazil, Italy, Turkey, Kenya, Canada etc etc..
Go internationals go!! :)