Tuesday, November 15, 2005

Hayatimizdan bi gun daha gectiii gittii..

Bugun de tango dersim var, ama hiiic bi yere gidesim yok. Hava da kotu zaten.. Nankorluk yapmayayim ama Sydney'in sevmedigim bir seyi varsa su hava muhalefetinin bu kadar siklikla degisiyor olmasi.. Mesela dun giymisim pufur pufur etegimi, altima parmak arasi (Turkiyede kil oldugum) terliklerimi gecirmisim, rahat rahat geziniyorum hava 20 derecenin ustunde falan diye.. Sonra birden bulutlar coktu, derken bulutlar cokunce alcak basinctan dolayi iyice bunaldi bi hava (meteoroloji bilgimi de kullanayim) , sonra birden gokgurultusu yagmur, bi de aksam olunca deli gibi ruzgar.. Gece tabii tangonun ardindan arkadasta kalinca bu sabah buz gibi havada eteklerle terliklerle geldik sehrin obur ucundan ofise bi tarafimiz dona dona afedersiniz..

Ondan herhalde usutmusum diyorum; pek bi kirgin hissediyorum. Tabii bi de dun geceki moral bozuklugu, uykusuzluk, 4 kadeh sarap da eklenince insanin cani hic bisicikler yapmak istemiyor..

Ofiste de pek birsey yapasim gelmedi zaten, telefonlarimi actim bakanliklara falan bi tane milletvekilinden randevu aldim 28 kasima, maillerimi cevapladim; sonra ver elini eksi sozluk, komikaze, yonja, ntvmsnbc bi surru gerekli gereksiz siteler. Tabii ogleden sonra olunca gurkanla gunluk chatimiz, gozunu sevdigiminin msni sagolsun.. ve gunun bombasi askim paul drake ile yarim saat telefonda muabbet..

2002 mayisindan bu yana.. michigan - istanbul'du simdi los angeles-sydney oldu ama hala kopmadik.. Allah biliyor ya cidden bu cocugu cok seviyorum, yeri bambaska benim icin..

Neyse ya simdi eve gidecegim, muhtemelen monty phyton'in filmlerinden birini izlerim. Gecen bi tane izledim , hiic bisicikler anlamadim ayiptir soylemesi.. Ingilizce altyazi olmayinca bon bon bakiyorum ekrana :)

Yemegim bitti , onun icin bu aksam yemek pisiririm herhalde. Bi de maas gunum oldugu icin heralde soyle guzel bi yemek yaparim. Mesela sehriyeli pilav bi de tavuk, yanina da cacik.. Tabii onceden bi corba en hazirindan :) ..

iste boyle.. 16 kasim 2005 gunumuz de bu sekilde sona ermis bulunmakta.. Bugun dinledigim ve cok sevdigim bi sezen aksu sarkisinin sozlerini yazayim :

Anladım sonu yok yalnızlığın
Hergün çoğalacak
Her zaman böyle miydi bilmiyorum
Sanki dokunulmazdı çocukken ağlamak
Alışır her insan, alışır zamanla kırılıp incinmeye
Çünkü olağan yıkılıp yıkılıp yeniden ayağa kalkmak...
....
Sarkiyi yazmamin ozel bi sebebi yok, boyle damar sarkilari dinlemeyi seven melankolik hatunlardan da degilim.. Ama sarki guzel naparsin.. Bi de sana bisiyleri hatirlatiyorsa daha da guzel..

3 Comments:

Selin said...

sehriye diyince ne geldi aklima
"Ya Tugba ben Coles'dayim simdi, inanmazsin ama remsen sehriye buldum, hatta arpa, tel , cicek hepsi var kizim"
"Hadi ya!Selin neymis ingilizcesi , markasi ne, soyle de biz de alip pilav yapalim sehriyeli"
(Nihal abla duysa kadinin yuregine iner tugba sehriyeli pilav mi yapiyor diye)

komik olduk gavur ellerde, ama tabii Latif'in pasabahce bardaklari(kenarlari da altin rengi islemeli yarabbim), elma cayi ve de Turk ev yapimi Avustralya'dan buldugu tursularin ustune daha iyisini yapamayiz heralde ama..

Ya bi de
"Ben bir sokak dolusu biliyorum siraya girmis";)

Sikma sen canini , bosver, koy g.te yolla memlekete:)

4:03 AM  
Westy said...

I agree with everything, except maybe that bit about the purple monkey dishwasher...

w

4:38 AM  
kaan said...

bi site daha var, o da cok iyi turkce sarki bulmak istersen bakabilirsin..
www.foseptik.com

1:52 AM  

Post a Comment

<< Home