Oylesine...
Aksam saat 09:00.. Ofiste yalnizim.. Pazartesi sabahi ikinci evim Canberra'ya gitmek icin yola cikacagim, onun icin son hazirliklarimi yapiyorum, bi suru dokuman falan print ediyorum. Oyle ofiste tek basima otururken canim yazmak istedi.. Boyle ingilizce parcalamadan rahat rahaaat yazmak istedim ne yapiyorum ne ediyorum..
Bugun itibariyle tam 108 gun oldu buraya geleli; yani tam 3;5 ay.. Inanilmaz cabuk gecmis vakit, ben bile sasirmisim, 3 ay sonra Turkiye'ye sinavlarima geri donuyorum bile.. Simdi donup bakiyorum da, bu 3,5 ay hayatimin en onemli zamanlarindandi herhalde..Yok yok.. En onemli zamaniydi..Ileriye dair.. Simdiye dair..Kendime dair.. Insan baska bi ulkede olunca, her ne kadar arkadaslari da olsa, daha bi yalniz oluyor, daha bi uzaktan bakiyor hayatina, kendi ulkesinde biraktigi rollerin hepsinden siyriliyor, bi anlamda sifirdan basliyor herseye..
Bi kere cok sey yaptim, cok sey ogrendim.. Kit kanaat maasla "ev gecindirmeyi", persembe gece 11lere, haftasonlari aksam 8lere kadar kebapcida calisarak, yeri geldi mi en pis bulasiklari yikayarak babacimin dedigi gibi "alin teriyle" para kazanmasini ogrendim, sonra o paranin benim icin ne kadar degerli oldugunu..
Sonra turk baskonsolosunun soforunun ogluna ingilizce dersi vermeye basladim; kisa suren bebek bakiciligi maceramdan sonra Yigit yeniden cocuklari ne kadar cok sevdigimi hatirlatti bana, Anilim da koca kazik kadar olduktan sonra hic bi cocugu oyle minciklaya minciklaya sevmedigimi..
Eskiden ne kadar cok dans etmek istedigimi hatirladim, tangoyu cok sevdigimi gordum; aiesec kebapci konsolosluk arasindaki kosusturmacada sali carsamba pazar gecelerimi tangoya ayirmaya ve sonuna kadar bu dansa devam etmeye karar verdim.. Turkiye'de de insallah..
Bi de boyleee derinden bi tutkuyla sevmeyi ogrendim; cok sevmeyi; kafayi yemeyi :)
Bilmiyorum ne olacak.. Orasi mechul..
Kutuphaneye yazildim, yine kitap okumaya basladim, bu guzel sehrin sagladigi imkanlar sayesinde Yasar Kemal kitaplari bile buldum, Turkce.. Bi de ispanyolca audio seti aldim, basladim, "que tal", "un zumo de naranja" falan ogrenmeye ; ama bilmiyorum ne kadar basarili olucam; cunku coook disiplin istiyor tek basina dil ogrenmek.. Baskalarinin yardimiyla insallah.. Kutuphanenin nimetlerinden faydalanip, Arjantin muzigi, eski bizim dede efendi muzikleri falan dinliyorum gece yatmadan once.. Genelde onlari dinleyerek uyuyakaliyorum zaten..
Simdi ukalalik etmiyorum ne cok is yaptim ne cok sey becerdim diye, ama cidden yaptim birseyler cunku baskalarini goruyorum da cidden bos bir dakika bile gecirmek istemiyorum.. Her aksam, her haftasonum birseylerle dolu olsun istiyorum, kendime, istediklerime vakit ayirdiktan sonra tabii..
Bi de her cesit insana sadece karakterleri icin, daha fazla saygi duymaya basladim; dis gorunus, kiyafet nereye kadar..- dans onemli ama :)-
Tabii bunlarin hepsini burada ogrenmedim, Turkiyeden biriktirdiklerim de var icinde; ama en azindan burada emin oldum bi cok seyden; hayatima baslamadan bu "day zero" gunlerimde ya da "hazirlik sinifi" donemimimin son zamanlarinda iyice anladim; ne yapmak istiyorum, ne yapmak istemiyorum, kimi istiyorum hayatimda, kime gerek yok..
Herseye boyle uzaktan bakinca, bazi seylere sifirdan baslayinca daha kolay degistirebiliyorsun bazi seyleri.. Ama bi de, bazi seyleri degistirmekle beraber hayatimdaki cogu seyin de ayni kalmasini istiyorum..
Hayatimdaki insanlarin kiymetini daha iyi anladim; annemin, babamin, babanemin, pinarimin, ozgemin, fatihimin, aslimin, gurkanin, abimin..Secili senemi ucuz kardes muabbetimizi ozledim.. Turkiyeye bi doniyim hepsinin yanaklarini isiricam.. Insanlara kizmamayi, hayatindaki her insanin seni uzse de, aslinda herseyin sende bittigini ogrendim..
Bi kac sene yurtdisinda kalip; ilerde cocuklarimin benden benim istedigim gibi bahsetmeleri icin nasil bi insan olmam gerekiyorsa, oyle olmak icin elimden geleni yapacagim ve sonra ulkeme Kavafis'in "Sehir"inde bahsettigi "benim sehrim"e donecegimi biliyorum.. Ama bi de herseye baslamadan soyle bi guzel tatiiil, Ankara, Izmir, Marmaris, Olimposla dolu, dostlarimla dolu bi tatiiil..
Iste boyle.. saat 9:48 oldu; kirkbes dakkadir ugrasiyoruz demek ki. Simdi boyle cuma gecesini falan melankolik gecirdigime bakmayin, birazdan disariya cikcam stajyer tayfasiyla falan.. Ramazan tabii, icmiycem o ayri..
Bunu Turkce yazmanin bi nedeni annemler de okusun istiyorum.. 23 yasindayim, koca kazik kadar oldum; ama anne baba cok cok onemli halen hayatimda.. 22 senedir ayni evde yasadigimiz icin pek anlamiyor kiymetini insan ama simdi anliyorum..
Annemmm, " ah may kokan kizin" seni buralarda cok ozledi, her gece ruyasinda goruyor seni, "cicekli" corbani, pazar aksamlari yaptigin ispanakli boregini, "gelin kaynana" kavgalarini, tanidik gorunce "caktirmadan" kolunu durtmeni..
Babacim her ne kadar senle son sene pek bi dalassak da, aieseci hiic sevmesen de, benim yaptiklarimi pek onaylamasan da, gecenin birlerinde ikilerinde eve gelerek seni cildirtsam da en cok sen burnumda tutuyorsun.. Sunu bil ki biricik babam, simdi dunyanin obur ucunda olsam da bana taa ilkokuldayken aldigin pembe "biricik kizim" havlusunu hep saklayacagim, ben hep "babasinin kizi" olarak kalacagim... Eger bugun buradaysam, ya senin destegini aldigim, ya senin karsi cikmana inat ettigim icindir; ama oyle ya da boyle illa ki senin sayendedir.. :) Seni cok seviyorum.. Ikinizi de..
Kiziniz yuvadan ucuyor yavas yavas ama o hep sizin kiziniz; ve size layik olmak icin elinden geleni yapacak..
Sevgiler,
Tugba

6 Comments:
Tugbacim, agzina saglik... Sabah sabah oylesine nette gezinirken ugradim bloguna, iyiki de ugramisim. Cok uzun zamandir boyle guzel bir yazi okumamistim. Okumaktan ote hissettim yazdiklarini desem :)
Birde aklima soyle bir gun geldi; Sen,ben,Pinar bir aksam tophane'den cikmisiz, Karakoy'e yurumusuz (Pinar'in etekler ucusuyor ruzgarda..:) ), sonra karakoy'de bir bank bulup misirlarimiz elimizde oturup manzaraya karsi susmusuz.
(gitmene 2 gun kala...)
Cook ozledim coook..
Her zamanki gibi 'Iyi ki..'
ummmmmm, üz günüm ama anlamadim.. my turkish is getting better ama çok yavaş!! it's not that great yet. :P
Sen neler döktürmüşsün kızım öylee..Bak ağlattın beni sbhın 5 inde..Tuğbacım sen biliyorsun zaten bizim sana ne kadar ağzı açık baktığımızı...Hep arkandyızz...Ben de ısırdım seni..Mucucuck..
Seneeemm
This post has been removed by a blog administrator.
Bi yerlerden ulastigimm yazı cok tanidik geldi ilk anda, sonra ben mi yazdim dedim bunu, isimler benzeseydi inan bana nezaman yazdim diye kendimden süphe ederdim.Insan baska bi ulkeye gittiginde karakter teshisi diye bisey kalmiyo dimi insan tipleri, muhabbet konulari en zoru da edindigin bir cok birikim sadece bir cografya icin edinilmis diye uzulmek gelio bazen, bazen de yeni den mi dogdum acaba diosun, gercekten de yeniden doguyosun, ekonomik sIkIntInin insanlar uzerindeki moral etkeni karakter uzerinde nasil etkili oluo bu inanilmaz bi sey. kiz kulesinin bi anlik göruntusu tv de bi an gorunuverince film kopuo, hele bardan sonra paca corbasinin eksikligi parayla kiyaslanmiyo,ya bi de internet diye bisey olmasaydi?en zor adaptasyon sokaklardaki ve marketlerdeki domuz kokusu, acaba bizde de dana mı kokuo diye sormak gelio?bunu hic bi zaman farkedemeyeceksin:)ulkene donduunde ise bi parcanın da orda kaldiini hissedeceksin,inaniorum ki sen de bir gun bari fazla kalabilseydim dieceksin onun icin sehre yuzunu bulastir ki kokusu erissin içine. bazen kalabaliin icinde turkce konusmak ayricalikmıs gibi gelio insana ama bazen de insan ah yalniz gelebilseydim dio. en cok kokuları ozluo arkaslarinin, annenin kokusu,sehrin kokusu, yastıginin kokusu, ama hasretler arttikca sevgilerin kiymeti daha fazla bilinio, ben ayaktayim ozguveni artio insanin, dunyanin bir ucunda olsan da evine donmen en fazla 1,5 gun surer, adim atsan ordasin gibi, hasret herzaman giderilir ama ilk deneyimlere donus yok,bi de bu cografyanin edinimlerine ihtiyacı var ve unutma ki oranın kokusuda yanında, seninle gelecek hayati dolu dolu yasa...
cok guzel...hem yazi, hem yorum
Post a Comment
<< Home